Derler ki; zorlu koşullar, bu zorlukları ifade etmenin yeni yollarını ortaya çıkarır. Her bakımdan literatüre giren bir yıl olan 2020 de hayatımıza yepyeni kavramlar, kelimeler, teknolojiler kattı ya da var olanların bağlamını değiştirdi. Kim bilir belki de her şeyi uzaktan halletmeye çalıştıkça ya da sosyal izolasyondan bunaldıkça daha yaratıcı olduk.

O kadar yarattık ki mesela 15 yılı aşkın süredir ‘Yılın Kelimesi’ni belirleyen Oxford Sözlüğü bile ilk kez şaştı kaldı. 2020’yi ‘eşi görülmemiş bir yıl’ olarak niteleyen sözlük bilimciler, bu yılın tek bir kelimeyle özetlenemeyeceğinde hemfikir oldu.

Cambridge Sözlüğü ise netti, en çok aratılan kelimelerden biri olan ‘karantina’yı 2020’nin kelimesi olarak seçti.

Başka neler aramadık ki; salgın, izolasyon, uzaktan eğitim, sosyal mesafe…

Üstelik sadece kelimeler değil bazı kavramlar da hayatımızın orta yerine düştü. Mesela teknolojiyi sevip kullanıyorduk ama bir anda hayatı ekranlardan idare etmeye çalıştık; çoğumuz için evlerimiz birer ofis, sınıf oldu. Bir anlamda geleceğin simülasyonunu yaşadık.

O zaman gelin karantina ve salgın süreci bizi sanal dünyaya ittikçe hayatımızda öne çıkan kelime ya da kavramlara bir göz atalım. Biz ‘yılın kelimesi’ oyumuzu hangisinden yana kullanırdık karar verelim…

Sınırları zorlayan kelimeler

Covidiot

Covid-19 ile İngilizce ‘aptal’ anlamına gelen ‘idiot’ kelimesinden türetilen bu tabir, yegâne amacı salgının yayılmasını önlemek olan maske, sosyal mesafe gibi uyarılara ısrarla kulak tıkayan kişiler için kullanılıyor.  

Coronnial

X, Y, Z derken salgın hayatımıza ‘C’ ile ifade edilen koronavirüs neslini de ekledi. Bu nesle ‘coronavirus’ ve Y kuşağını ifade eden ‘millennials’ kelimelerinden hareketle Coronial adı verildi. Hatta bazı aileler işi burada bırakmadı, çocuklarına bizzat salgını çağrıştıran ‘Korona’, ‘Covid’, ‘Lockdown’ (tecrit) gibi isimleri seçti.

Quaranteen

‘Karantina ergenleri’ diyebileceğimiz bu grup, adından da anlaşılacağı üzere gençliklerinin en hızlı zamanları salgına denk gelen biraz da talihsiz bir grubu anlatıyor. Teknik olarak 2001 ile 2007 yılları arasında doğanları kapsıyor.

Infodemic

Bilgiyle birlikte dezenformasyonun da bir salgın gibi yayılması anlamına gelen bu kelime aslında 2003 yılındaki SARS salgını sırasında ortaya atıldı. Ancak mart ve nisan aylarında benzer kalıbın üstelik bu kez daha küresel düzeyde tekrarlaması üzerine hayatlarımıza girdi.

Doomscrolling

Başta salgın olmak üzere güncel gelişmeler hakkındaki en son bilgileri almak için deli gibi haber akışında gezinmeyi ifade ediyor. Haber sayfalarını saniyede bir yenilediğimiz, sosyal medya hesaplarımızı sürekli yokladığımız bu anlar tanıdık geliyor mu?

Superspreader (Süper bulaştırıcı)

Bulaşıcı bir hastalığı alışılmadık derecede çok sayıda insana bulaştıran kişi anlamına geliyor. İlk başta süper kahramanları çağrıştırsalar da diğer insanlara göre virüs bulaştırma ihtimalleri daha yüksek olduğu için ‘süper’ deniliyor.

Zoombombing

Tüm görüşmelerimiz, işlerimiz hatta partilerimiz bile sanal dünyaya kayınca arada istenmeyen durumlar da yaşandı elbette. Biraz daha kasıtlı olan bu eylemse, kişinin davet edilmediği bir online toplantıyı sabote etmesi anlamına geliyor. Kendimizi zorla bir fotoğrafa dahil ettiğimiz photobombing’i hatırlarız. İşte bu kelime de aynı niyeti karşılamak amacıyla kullanılıyor.

Waist-up fashion (Belden yukarı moda)

 Bazı haber sunucularının şortla ekran karşısına geçtiği söylenir ya; işte uzaktan eğitimler, iş toplantıları sırasında bizler de biraz öyleydik. Bilgisayar karşısında sadece üst gövdemiz göründüğü için giydiğimiz tişörtlere özendik, gerisini boş verdik. Hatta görüşme öncesi saç-makyaj bile yaptık, bu da kendi moda jargonunu yarattı.

Anthropause

‘İnsanla ilgili’ anlamına gelen Yunanca kökenli ‘anthropo’ ile İngilizce ‘durmak, ara vermek’ anlamındaki ‘pause’ kelimesinden türüyor. Salgın nedeniyle modern insan faaliyetlerinde, özellikle de seyahatte küresel bir yavaşlamayı ifade ediyor. Bu yavaşlamanın iklim ve doğa üzerindeki olumlu etkilerini gözlemlediğimizi hatırlayalım. İnsanların ortadan çekilmesiyle doğal habitatlarına geri dönen hayvanlardan tutun da hava kirliliğinin azalmasına kadar, ‘anthropause’ sürdürülebilirlik açısından adeta ders veriyor.

Umutsuzluk bulutlarını biraz da olsa dağıtmak, duruma adapte olmak adına icat edilen bu ve benzeri kelimeler sözlüklere ne zaman girer bilemeyiz ama bazıları günlük dilimize çoktan yansıdı. Dilin organik olduğu, yani bizimle birlikte geliştiği fikrine belki de 2020’de çok yakından tanıklık ettik. Cümle içinde kullanması da artık bize kaldı!

 

Paylaş